20 Ağustos 2009 Perşembe

Türkiye için tur vakti


Zor olacak. 4'te 3 olursa büyük başarı olur. G.Saray ve F.Bahçe zorlanmazlar. Levadia Talinn ve Sion, Bank Asya 1. Lig'de ortasıra mücadelesi verebilirler.. Ancak uluslararası bir organizasyon için çok yetersizler. Trabzon'a 18 yıl aradan sonra bir Fransız takımı geliyor. 1991-1992 sezonunda Lyon gelmişti. Trabzon 4 atıp yollamıştı Lyon'u.. Toulouse, Karadeniz ekibine denk. Maç ortada geçer. Fransa'nın İspanya sınırındaki rövanş maçı düğümü çözer. Sivas ise neye uğradığını şaşırdı.. Daha Anderlecht şokunu atlatmadan ikinci darbe.. Rakip son şampiyon Shakhtar.. Lucescu, Sivas'a acımaz. Sivas yenilmezse 'manşet olur'..

Fransa'nın kader maçı


Fransa Bisiklet Turu ve Rugby'de yaşanan büyük heyecanlar, Ligue 1'e de ara verilmesiyle Fransız sporseverleri futboldan biraz olsun uzaklaştırdı.. Ancak 5 Eylül'de Fransa Milli Takımı, Dünya Kupası elemelerindeki en kritik maçına çıkacak. Stade de France'ta rakip Romanya. Romenlerin maçı kesinlikle kazanması gerekiyor. Maviler liderlik istiyorsa onların da kazanması şart. Fransa Futbol Federasyonu taraftarı tribüne çekmek için çeşitli kampanyalar düzenlemeye başladı. Ölüm kalım maçı için bilboardlarda 'Tur için birleşelim' yazıyor..

Premier Lig başladı


Epey beklemiştik Ada'da futbol mevsiminin başlamasını. İngiltere'de hava genelde yağışlıdır. Sert ve rüzgârlıdır.. İlk haftası geride kalan futbol mabedi Britanya'da da maçlar hava durumundan farksızdı. Gol yağmuru şeklinde seyreden maçlar sert mücadeleler ve rüzgâr gibi titreten skorlarla sona erdi. Liverpool'un şampiyonluk hasreti, F.Bahçe'nin Türkiye Kupası hasreti gibi oldu iyice.. Ligde ilk haftanın sonucu merakla beklenen karşılaşmasında Robbie Keane, Steven Gerrard'ı fena vurdu: 2-1. Gerrard'ın kariyerinde bir Premier Lig şampiyonluğu bulunup bulunmayacağı zaten merak konusuyken Keane bu merakın bir sezon daha sürebileceğinin sinyallerini verdi Stevie'ye. Bu arada yeni transfer Aquilani 18 kişilik kadroda yer almadı. Liverpool'lular hemen umutsuzluğa kapılmasın. Az önce biten maçta Stoke City'ye 4 attılar.


Son şampiyon Manchester United, Ronaldo'suz versiyonuyla merak konusuydu. Ligin yeni ekibi Birmingham'ı ağırladılar. Ronaldo'suz olmak demek Rooney'siz olmak anlamına gelmiyordu. Asi çocuk yine yaptı yapacağını. 25 metreden ligdeki 99. golünü attı United adına. Ferguson'a da 3 puan hediye etti. Ancak Birmingham'ı daha çok beğendim bu maçta. Ligde kalırlar bu sene. Manchester'ın rakipleri bu sene daha ciddi ve Manchester geçen seneki Manchester kesinlikle değil. Az önce biten maçta ligin bir diğer yeni ekibi Burnley'e 1-0 yenildiler.


Tottenham'lı biri olarak bu sene gerçekten çok umutluyum. İlk iki haftada alınan sonuçlar insanı ister istemez heyecanlandırıyor. Liverpool'u 2-1, Hull City'yi 5-1'le geçti Harry Redknapp'ın öğrencileri. Bu arada ön liberoda oynayan Tom Huddlestone ve sol bek Benoit Ekotto'ya dikkat! İkisi de çok genç ikisi de çok yetenekli. Böyle devam ederlerse kariyerleri Tottenham'da devam etmez.. En azından Florentino Perez ve Roman Abramoviç başkanlık serüvenlerini sürdürdükçe..


Chelsea çok enteresan. Bu takımı zaten oldum olası anlayamadım. Ekibi fazla bozmamışlar. Ancelotti faktörü takımı hem olumlu hem de olumsuz yönden etkilemiş. Yıldız oyuncular daha bi iştahlı gözüktüler gözüme. Ancak ilk iki haftada sergilenen mücadele yetersiz. Hull City'yi zar zor 2-1 yendiler. İlk maçta Drogba'nın insanlık dışı frikiği ve orta-şut karışımı golü 3 puanı getirdi. Az önce de Sunderland'i gidecek mi kalacak mı söylentileriyle boğuşan Deco'nun süper performansı ve Lampard'ın penaltısı sayesinde 3-1'le geçtiler. Chelsea için konuşmak için çok erken. Bu arada Hull City demişken meraklısı için belirteyim: Reading'ten aldıkları Stephen Hunt çok bahtsız adammış. İlk iki haftada Chelsea'ye de, Tottenham'a da gol attı.. Ancak aldıkları sonuçlar 2-1 ve 5-1'lik mağlubiyetler.. Lige bu kadar iyi başlamasına rağmen sevinci kursağında kaldı adamcağızın.. Zaten 28 yaşında kapağı zar zor atmış Premier Lig'e.. "Championship'te böyle şeyler olmazdı" dedi az önce biten Tottenham maçının ardından.. Eee burda deniz dalgalı tabii..


Arsenal'e gelelim.. Gençlik muhteşem başladı lige.. Everton deplasmanında 6-1'lik galibiyet her baba yiğidin harcı değildir.. Maç 4-0'iken Merseyside'ın diğer yakasında Liverpool'un Tottenham'a yenildiği haberi gelince Everton'lıların kendi maçlarını bırakıp, o maçın sonucuna sevinmeleri ilginçti.. Futbol enteresan bir olay tabii. Oluyor böyle vakalar.. Neyse Arsene Wenger'in bebelerine gelelim.. Yeni ve tek transfer olan Thoma Vermaelen golünü attı.. Defansta da sırıtmadı.. Zaten yarım düzinenin içine önüne gelen gol sığdırdı.. Fabregas'ın skoru 5-0'a taşıdığı gol izlenmeye değer. Uzaydan vurdu Goodison Park'ta gol oldu.. Ancak bu muhteşem görünümüyle bile Arsenal şampiyonlukta en zayıf halka.. İşe biraz da tecrübe katmak gerek.. Manchester City'ye gelelim.. Bu takıma ısınamadım ben. Adebayor gol attı. Tevez asist yaptı. Kazandılar. Ancak City'nin ruhu kaybolmuş. Tribünlerdeki işçi ruhu yerini kapitalizme bırakmış.. Şehrin asi ruhunu, karalar bürümüş..

6 Ağustos 2009 Perşembe

PAUSE


biraz deniz, biraz uyku..

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Arsenal-Vieira flörtü


Vieira 2005'te Juventus'a 13.7 milyon pounda satılmadan önce tam 9 sene oynamıştı Arsenal'de.. O gittiğinden beri Arsenal ne şampiyon olabildi, ne de ön liberoda ona bir alternatif yaratabildi.. Bir zamanlar ön libero deyince akla gelen ilk isimdi Vieira.. Artık 33 yaşındaki adam kulüp bulmakta dahi zorlanıyor.. Arsene Wenger ise ona ihtiyacı olan büyük kulübü vermenin, kendisi de ön libero mevkiini 4 yıl sonra tekrar rahatlatmanın peşinde.. Peki Vieira gittiğinden beri o bölgede kimler oynadı bir bakalım. Aslında bunu 2 grupta inceleyebiliriz. Birincisi: Deneyenler ve başaramayanlar. İkincisi: Deneyenler ve başarmaya çok yaklaşanlar. Deneyip de başaramayanlarda Diaby, Song ve Denilson var. Üçü de Wenger'in genç akademisinden yetişme. Hiç biri beklenen performansı sağlayamadı. Üçü de hâlâ kulüpte.. Bizi yanıltmaları için hâlâ şansları var. Neredeyse başaranlar grubuna gelelim.. Gilberto Silva, Diarra ve Flamini var bu kümede. Gilberto için hatta başardı diyebiliriz. Ancak Vieira kadar olamadı. Kaptanlığı aldıktan sonra büyük düşüş yaşadı. Vieira'nın Arsenal'e gelebilme ihtimali bile taraftarları heyecanlandırmış durumda. Bu dedikodu ortada dolaşmaya başladığından beri kombine satışları %11 artmış.. Beklenen performansı sergileyemese bile stratejik bir transfer olacak Vieira'nınki.. Fotoğrafta da 2006 yılında yaptığı bir Londra ziyaretinde eski takımın yeni stadı Emirates Stadium'u görmeye gelmiş Vieira.. Bir işçi de koluna girivermiş..

4 Ağustos 2009 Salı

Manchester transfer borsası


Daha önceden Zoran Tosic başlıklı postumda Manchester United'ın bu seneki transferleri hakkında bir yazı hazırlamıştım. Gelelim şehrin karanlık tarafına. Manchester City, Arap patronları Zayed Al Nahyan'ın eline geçtiğinden beri transferde haraketli günler geçiriyor. Aslında kulübü ilk satın aldığında ortağı Sulayman Al Fahim'le beraber iyice tozu dumana katması bekleniyordu. Anlaşamadılar ve Al Fahim ortaklıktan çekildi. Şimdilerde yeni oyuncağı Portsmouth'la uğraşıyor. Al Nahyan yönetimindeki Manchester City ise transferde Premier Lig'in en hareketli takımı oldu. Önce kulüpten gidenlere bakalım.. Kadroda tam bir temizlik yapıldı. Bir zamanlar dünyanın en iyi 3 ön liberosu arasında gösterilen Alman oyuncu Dietmar Hamann başta olmak üzere Richard Martin, Danny Mills, Ben Morris, Curtis Obeng, Chris Ramsey gibi isimler serbest bırakıldı. Forvette yaşanan bolluk gerçekten komik. Bu mevkiide yaşanan ana-baba günü yüzünden Darius Vassell'de bedelsiz olarak Ankaragücü'ne gönderildi. Gelecekte İniltere Milli takımının bankosu olacak Daniel Sturridge sözleşmesi bitmemesine rağmen kulüpten adeta kaçarak Chelsea'ye geçti. Belki de Abramoviç tarafından kaçırılmıştır. Şu anda iki kulüp bu oyuncu yüzünden mahkemelik. Geçen sene çoğu maçta City'nin kalesini koruyan Joe Hart, Birmingham'a, forvetteki bolluğun azizliğine uğrayanlardan bir diğeri Jo ise Everton'a kiralandı. 2007'de büyük umutlarla İsviçre'nin Sion takımından alınan Gelson Fernandes, Ada'da yapamadı. Gelecek sezon Saint-Etienne'de izleyeceğiz. Ched Evens 2007'den beri sadece 16 maça çıkabildi deniz mavisi formayla. 3 milyon pounda Sheffield United'a satıldı. Artık 11'de oynar heralde. Gönderilen en sürpriz isim Elano oldu. Teknik direktör Mark Hughes'ın has adamı ve Robinho'nun kankasının kalması bekleniyordu. Al Nahyan'ın 'yıldız' statüsüne uymadı. Adnan Polat'ınkine uyunca Lincoln'le devirteslim yaptı. Gelenlere bakalım.. Kimler gelmedi ki(!) Gareth Barry 12 milyon pounda Aston Villa'dan alındı. O gelince Elano'nun başına bir iş açılacağı belliydi aslında.. İngiltere'de Gerrard, Lampard gibi hem mücadele eden hem de liderlik vasıfları üst düzey olan adamlar çok tutuyor. Barry de bu görevi yapacak City'de.. Forvet hattının karmaşıklığından bahsettim. Karmaşıklık şurdan geliyor. Zaten Craig Bellamy, Valeri Bojinov, Caicedo ve Benjani gibi forvetlerin yanına Roque Santa Cruz (Blackburn Rovers), Carlos Tevez (Manchester United) ve Emmanuel Adebayor (Arsenal) gibi isimler alındı. Bu üç oyuncuya toplam 43 milyon pound verildi. Petrol sağ olsun.. Mark Hughes'ın forvet hattında Robinho'nun önüne koyacağı iki ismi gerçekten çok merak ediyorum. Kaprisli Tevez ve yedek kalması birinci dereceden futbol cinayeti kabul edilebilecek Adebayor bu bölgede 11'de başlaması gerekenler. Caicedo, Bojinov ve Benjani transfer sezonu bitmeden gitseler iyi olacak yoksa bu sene üçü toplam 10 maça çıkamaz. Kaleye Aston Villa'dan Stuart Taylor alındı. Shay Given'ın arkasında yedek bekleyecek.. Alman Ümit Milli Takımı'nda oynayan Nils Zander alındı Schalke'den. Bu sene muhtemelen Yedekler Ligi'nde Chelsea Reserves adına forma giyecek.. Defansa Ben-Haim tek gitmezdi. Ona Arsenal'den kardeş geldi: Kolo Toure. Sonuca gelelim. Kale Shay Given'ın. Richards-Toure-Ben Haim-Bridge dörtlüsü defans için şimdilik sağlam duruyor. Orta saha pek değişmez: Barry ön libero. Solda Petrov. Sağda Wright-Phillips. Önlerinde Robinho. Forvet hattı dediğim gibi muhtemelen Tevez-Adebayor ekürisinden oluşur. Karmakarışık bir kadroları var. Bu 11'e yazmadıklarım toplanıp başka takım kursalar Premier Lig'de rahat oynarlar. Mark Hughes'ın işi zor gözüküyor. Bazı oyuncuların bileti Ocak ayında kesilecek. Bu görünümüyle Manchester City yerine Sin City desek daha doğru olur..

3 Ağustos 2009 Pazartesi

İki resim arasındaki ince fark

ÇALIŞAN ADAM
ÇALIŞMAYAN ADAM

2 Ağustos 2009 Pazar

Franco Di Santo


Yeni yıldız adayım. Chelsea Reserves'de 8 maçta 7 gol. Geçen sezon Chelsea'de 2 maç 3 gol. Gelecek 10 sezonda Chelsea'nin gol sorunu pek olmaz gibi. İki tane dezavantajı var. İlki: Drogba-Anelka ikilisi. İkincisi: Forma şansı bulması gereken bir dönemde Ancelotti'yle çalışacak.. Allah kolaylık versin..

Sir Bobby Robson

Newcastle United'da görev yaptığı son 3 senede takımı 4., 3., ve 5. sıralara taşımıştı. Kendisinin görevi bıraktığı sezondan beri iflah olmayan Newcastle'ın bu sene küme düşmesiyle beraber kendisinin de cennette futbol ilahlarının yanında yerini alacak olması çok üzücü. Kanat futbolunu kıta Avrupası'na İngiliz tadıyla öğretmişti. Futbolseverlerin kalbinde hep 'büyük adam' olarak kalacak. Bıraktığı miraslar sebebiyle huzur içinde olmaması için bir sebep yok.. Teknik direktörlük kariyerine bakalım.. 35 yaşında Fulham'da göreve başlıyor.. İlk deneyiminde ligin yeni ekibi Fulham sezonu 6. sırada bitiriyor.. Biraz daha kıdemli olan Ipswich Town'a geçiyor.. 1969'da göreve başlayıp 1982'ye kadar kulübün başında kalıyor.. Sonuç: 1 UEFA kupası, 1 FA Cup..
1982-1990 arasında İngiltere'yi çalıştırıyor.. Dişe dokunur bir başarısı olmamasına rağmen ülkecek çok seviyorlar Bobby'yi.. Ada'ya kattıklarından dolayı kraliçenin emriyle şovalye ilan ediliyor.. 'Sir' ünvanını alıyor. Sonra kariyerinde 2 dönem çalıştırdığı tek takım olan PSV Eindhoven'a geçiyor.. 1991, 1992 üst üste 2 kere Hollanda lig şampiyonluğu.. Sonra Porto serüveni.. 1995, 1996. İki kere de şarap şehrinde şampiyonluk turu atıyor.. Barcelona'nın başına geliyor. PSV'ye getirdiği Ronaldo'yu bu sefer de Katalunya'ya sokuyor. Sonuç: 1 Lig şampiyonluğu, 1 İspanya Kral kupası, 1 Şampiyonlar Ligi kupası.. Ardından PSV'ye geri dönüş yapıyor. Efsane Ajax kadrosuna denk geliyor ve şampiyonluk elden gidiyor. Memleket yolu gözüküyor. Belki de taraftar kitlesi olarak en çok sevileceği yer olan Newcastle United'a geçiyor. Mali krizdeki kulüpten müthiş bir takım yaratıyor.. Şu anda ise muhtemelen futbol cennetinde George Best'le çayını yudumluyordur..

"People want success. It's like coffee, they want instant"
Bobby Robson 1977