29 Eylül 2009 Salı

Looking For Eric


Ken Loach'ın Looking For Eric adlı filmi gelmeyecek diye korkuyordum. 17 Ekim Cumartesi günü saat 21:30'da Emek Sineması'nda.. Film Ekimi kapsamında Türkiye'de galası yapılacak. Biletler 3 Ekim'de satışta.. Başrolde Eric Cantona var.. "Futbolu seviyorum" diyorsan gidiceksin..

28 Eylül 2009 Pazartesi

7. Haftanın ardından Süper Lig


Bu haftanın ardından gerçekten de değerlendirme yapmak pek de içimden gelmedi. Öyle bir Bursaspor-D.Bakırspor maçı izledim ki futbol dışında herşey vardı. Hep şu soru sorulur: Futbola siyaset karışmalı mıdır karışmamalı mıdır? Michel Platini’nin ise şöyle bir sözü var: "Bir futbol takımı bir varoluş şeklini, bir kültürü temsil eder." At izinin it izine karıştığı günümüzde sağlamasının yapılması zor bir laf aslında. Yine de bazen insan buna inanmayı bu durumdan olumlu bir şekilde etkilenmeyi becerebiliyor aslında.. (Bkz: 4 Eylül 2009 Adanademirspor-Livorno maçı) Bursa-Diyar maçına dönecek olursak Texas olarak bilinen Bursaspor taraftar grubu maç boyunca yaptıkları tezahüratlarda Diyarbakırspor'u bir terör örgütüyle özdeşleştirdi. Diyarbakırsporlu futbolcuların dışarı çıkmalarını onları sahalarında görmek istemediklerini yaptıkları tezahüratlarda belirttiler. Diyarbakırlıları bölücü olmakla suçladılar. Peki sadece bir soru soracağım ve bu konu üzerinde daha da konuşmayacağım: Bursasporlu taraftarlar Diyarbakırlı futbolcuları sahalarında istemiyorlarsa bu ülkede de istemiyor demektir; o zaman asıl bölücülüğü kim yapıyor? Diğer maçlara dönelim. Antalyaspor-F.Bahçe çok enteresandı. Maçı zaten F.Bahçe'nin 4-1 veya 5-1 kazanması gerekirken gereksiz stres oldu. Direkten dönen toplardan biri girse, son dakikalardaki heyecan silsilesine gerek kalmayacaktı. F.Bahçe'nin attığı 2. golde Antalya savunması gerçekten şaka gibi.. Gören de Antalya diğer kaleyi savunuyor zanneder.. Bu arada gereksiz bilgi: bu golün aynısını bu maçtan 1 gün önce Palmeiras'ın Atletico Paranaense'yi 2-1 yendiği maçta Danilo Larangera da attı. Neyse sonuç olarak F.Bahçe kazanmaya devam ediyor.. G.Saray puan kaybetti. Maçı pek çözemedim açıkçası. Bir tarafta Keita, Nonda, Kewell ve Arda var. Diğer tarafta Ü.Karan, Youla, Mehmet Yılmaz ve Burak Yılmaz var. Maçı izlememiş birisinde hücum hatları bu kadar kuvettli olan iki takımın berabere kalacağını söyleseydiniz size mutlaka 5-5 veya 6-6 mı bitti diye sorardı.. Bu arada Süper Lig de gerçekten izlenesi bir adam var: Kader Keita.. Dikkatle takip ediyorum.. Beşiktaş ise bu hafta Melih Gökçek'in gazabına uğradı.. Ankaraspor düşürüldüğü için bay geçti.. Trabzonspor da ise Gabriç takıma ısınıyor.. Alanzinho toparlanırsa Yattara'ya yol gözükebilir.. Onun dışında Sivas yine kazanamadı, K.Paşa puan aldı, Kayseri keyifsizdi.. Haa bu arada unutmadan: Bursa, D.Bakır maçını 4-0 kazandı(!)

22 Eylül 2009 Salı

6. Haftanın ardından Süper Lig


Beklenen ve yaşanan durum tüm hızıyla devam ediyor. G.Saray ve F.Bahçe ligden hızlı bir şekilde kopuyor. Bu kadro ve performanslarıyla başka bir ligde olmaları gerekirdi.. Manchester derbisi izledikten 2 saat sonra F.Bahçe'nin Belediye maçını izleyince bizim topraklardan biraz daha soğudum.. Gerçekten de ligimizde çok kalitesiz bir futbol oynanıyor. Neyse takımlara gelelim. Ligin en iyisi kuşkusuz lider durumdaki G.Saray. "Kadro derinliği" mevzusu futbol medyasının oldukça takıldığı bir meseledir. Bu derinliğin en derin olduğu yer de Florya sanırım.. Baros kötü oynuyor, çıkıyor, Nonda giriyor, 3 gol atıyor. Gerçi 8. dakikada kopabilecek maç hakem yüzünden 88. dakikada koptu, o da ayrı mesele.. Kasımpaşa'nın yediği 2. gol komikti. Kaleye alternatif olarak Ali Güneş'i düşünebilirler.. Sonuçta G.Saray'ın ileri ucu bol alternatifli ve her an herşeyi yapabilecek durumda. Böyle de gider.. F.Bahçe'yi kimse beğenmiyor ancak Daum haklı gibi. F.Bahçe taraftarı en son ne zaman 6 maçta 18 puan görmüş? Güzel oyun isteniyor ancak güzel oynayana kupa vermiyorlar. Kazanmanız gerek. Daum da bunu yapıyor. Önemli olan kötü oynarken kazanabilmek. (Bkz: Otto Rehhagel'in Yunanistan'ı) Kazım'a gösterilen tepki yersiz. Islıklanacak kişi o değil. Andre Santos ve Güiza'yı taraftar nedense kötü oynasa da alkışlıyor. Adın çıkacağına canın çıksın... Kazım'ın şanssızlığı Gökhan Gönül'le oynaması. Gökhan ileriye çok iyi çıkıyor diyoruz ancak Kazım'la yardımlaşması sıfır. Beşiktaş'ta eteresan şeyler oluyor. Demirören Ocak'tan sonra sadece tüp satmaya odaklanabilir. Sanki devam etmeyecekmiş gibi bir hava var.. Mustafa Denizli'de bir kabahat yok bence. Adamın elindeki kadro bu. Beşiktaş zaten geçen sene de kötüydü. Şampiyon olurken karşısında ciddi bir rakip yoktu.. E takımı da bozunca durum bu oldu. Trabzon toparlandı gibi. Sadri Şener'in Broos'a güvenmesi lazım.. Geçen seneden daha ileriye gidebilirler. Sivas-Kasımpaşa-Antalya ise küme düşecekmiş gibime geliyor..

15 Eylül 2009 Salı

Çalsın ilk düdük


Sonunda başlıyor "devlerin ligi". Nispeten sıkıcı sayılabilecek bir yılın ardından şampiyonlar kozlarını paylaşıyor. İngiltere, İspanya ve İtalya'da şampiyonlar daha aralık ayından belli olmuştu. Bu sene yapılan transferler olayı farklı bir noktaya taşıdı ve 1 numaralı kupa sürpriz bir takımın ellerinde bile yükselebilir.. Neyse bu akşamki maçlara bir göz atalım. Her Şampiyonlar Ligi günü internetten izleyeceğim maçı seçerken gözüm bir maça takıldı. Sezona pek de istediği gibi başlayamayan Juventus, Delle Alpi'de Bordeaux'yu ağırlıyor. Enteresan geldi. Denk takımların mücadelesi ortada geçecek gibi ancak eğer bu akşam bir deplasman takımı galip gelecekse, Ligue 1'de 5 maçta 13 puan toplayan Bordeaux buna en yakın ekip. Bu maçı izlemeye karar verdim.. İnşallah Ciro Ferrara ve Laurent Blanc beni üzmezler. Ee TV de o sırada armut toplamayacak. Beşiktaş-Manchester United için fazla birşey düşünmüyorum. Beşiktaş kazanabilir de. Ancak nedense F.Bahçe ve G.Saray dışındaki Türk takımlarını Avrupa'da izlerken pek keyif alamıyorum. Barcelona'ya İnönü'de 3 atsalar bile(!) Kötü haber maçı Ertem Şener anlatıyor. Bazen kumandanın "mute" tuşunu büyük bir zevkle kullanıyorum.. Marsilya-Milan maçında da bir başka Fransız-İtalyan çekişmesi yaşanacak. Enteresan bir biçimde Fransız takımları uzun yıllar aradan sonra ilk kez sahada İtalyan rakiplerine karşı daha üstün kadrolarla yer alacaklar. Milan'ın kaybetmesi olası. Porto-Chelsea heyecan verici. Aralarında "Mourinho husumeti" olarak bilinen genel gerginlik bitmiş değil. Bu sezon Chelsea'ye ilk çelmeyi Portekizliler takabilir. Wolfsburg-CSKA maçı belli olmaz. Ancak Almanlar evlerinde kolay kaybetmiyorlar. Artı CSKA'nın hafta içerisinde yaşadığı teknik direktör değişikliği takıma nasıl yansıyacak belirsiz. Geçen sezonun flaş takımlarından APOEL, İspanya'da olacak bugün. Geçen sezon savunmasıyla dikkat çeken Kıbrıs ekibi bakalım Atletico'lu Forlan ve Agüero'yu nasıl durduracak.. Maccabi Haifa-Bayern Münih ve Zürich-Real Madrid maçları ise gecenin tuzu biberi..

O da insan


Futbol enteresan bir oyun. LA Galaxy-Dallas maçı, en azından bizim kıtamızda futbolseverler adına pek bir merak uyandırmayabilir.. Ancak David Beckham maç sonunda beklenmedik bir şekilde Daniel Hernandez'in boğazını sıkarsa durum değişir.. İngiliz yıldızın 3 maç ceza alması bekleniyor..

12 Eylül 2009 Cumartesi

Derbi günü


Kağıt üzerine kadroları yazıp iki takımı karşılaştırırsanız ve iki ekibin son haftalardaki performanslarına bakarsanız G.Saray'ın maçı 3-0 veya 4-1 gibi bir skorla kazanması gerekiyor. Bu gün bahis oynayacak bir arkadaş şöyle bir şey söyledi: "G.Saray'a 200 TL basacağım, bedava para" Evet girişte söylediğime baktığınız zaman oldukça mantıklı bir seçim. Ancak ben yine de kendi fikrimi belirteyim de sonradan "söylemedi" olmasın. Direkt kendi düşüncemi söyleyim: bence maç berabere bitecek. Neden?: G.Saray'ın bu milli maç arasında 8 tane oyuncusu Afrika aşkına ülkelerine dağıldılar. Üstelik Arda, Servet ve Hakan Balta kendi kendimize zorlaştırdığımız Estonya ve ölüm-kalım maçı olan Bosna'da en az 4000 metre koşucuları kadar yoruldular. Elano 18 saatlik bir yolculuğun ardından hâlâ "jet-lag" durumda. Baros ve Keita ise konsantrasyon problemi yaşayabilir.. Beşiktaş'a gelelim. Bosna maçının son 10 dakikasında oynayan İsmail dışında milli takımda oynayan bir tek Tello var. O da Elano gibi yorgun. Siyah-beyazlıların tek dezavatanjı bu. Ayrıca lige kötü bir giriş yapan Beşiktaş için bu maç en az bizim Bosna maçı kadar önemli. Kurtuluş maçında oyuncuların motivasyonları üst düzey olur. (Bkz: Geçen seneki 4-1 biten FB-GS maçı) Bu tabloda Beşiktaş kazanır gibi duruyor aslında. Ancak derbifobik Mustafa Denizli ile Frank Rijkaard'ı işin içine katınca sanki herşey dengeleniyor. Gol atan kazanır sanki.. Ancak nedense berabere bitecek gibi bir hava var..

11 Eylül 2009 Cuma

Haftasonu futbol


12 Eylül Cumartesi

14:15 Motherwell-Glasgow Rangers / Futbolsmart
15:15 CSKA Moskova-Kryliya Sovyetov / Spormax
16:00 Orduspor-K.Erciyesspor / D Spor
16:30 Wolfsburg-Leverkusen / TRT 3
17:00 Celtic-Dundee United / Futbolsmart
17:00 Manchester City-Arsenal / Spormax
17:00 Stoke City-Chelsea / Spormax
19:30 Tottenham-Manchester United / Spormax
19:45 PSV-Roda / Futbol Smart
21:00 Galatasaray-Beşiktaş / Lig TV
21:00 Espanyol-Real Madrid / NTV
21:45 Lazio-Juventus / NTV Spor
22:00 Bordeaux-Grenoble / Kanal A

13 Eylül Pazar

14.00 Birmingham-Aston Villa / Spormax
15:30 Ajax-NAC Breda / Futbolsmart
16:00 Inter-Parma / NTV Spor
16:00 Ç.Rizespor-Samsunspor / D Spor
16:00 Diyarbakır Diski-Adana Demirspor / Çukurova TV
16:05 Cardiff City-Newcastle / Euro Futbol
16:30 Werder Bremen-Hannover 96 / TRT 3
17.00 İBB-Trabzonspor / Lig TV
18.15 Fulham-Everton / Spormax
21.00 Bursaspor-Fenerbahçe / Lig TV
22.00 Vitoria-Palmeiras / Spormax
22:00 Monaco-PSG / Kanal A

14 Eylül Pazartesi

20:30 Kocaelispor-Adanaspor / D Spor

9 Eylül 2009 Çarşamba

Haftaiçi futbol


9 Eylül Çarşamba

02:10 Rosario Central-River Plate / NTV Spor
19:00 Ermenistan-Belçika / Kanaltürk
21:00 Bosna Hersek-Türkiye / FOX
21:45 Almanya-Azerbaycan / Kanal A
21:50 Italya-Bulgaristan / TRT 3
23:00 Ispanya-Estonya / Futbolsmart

10 Eylül Perşembe

02:00 Paraguay-Arjantin / NTV Spor
04:00 Brezilya-Şili / Spormax

8 Eylül 2009 Salı

ABD Açık


Sezonun son grand-slami devam ediyor. Hem bol sürprizli bir şekilde devam ediyor. Bayanlarda 17 yaşıdnaki Melanie Oudin tarih yazıyor. Turnuva öncesi adı ilk 100'ün içerisinde yoktu. Şimdi ise Anastasia Pavlyuchenkova, Elena Dementieva, Maria Sharapova ve Nadia Petrova'yı eleyen yeni bir tenis ikonu. ABD'de ona "Russian Killer" lakabını takmışlar. E bu tabloda bu lakap cuk oturmuş. Çek raket Petra Kvitova da dünyanın bir numaralı raketi olan Rus Dinara Safina'yı elemişti. Ruslar için büyük kabus oldu bu turnuva. Ukraynalı Kateryna Bondarenko ise Venus Williams'ı eledi. Ah Venus ah.. Halbûki bir zamanlar fırtınalar estirirdi.. Wimbledon'da kardeşine finalde yenilmesinin ardından bu da onun için ölümcül vuruş oldu. Erkeklere geçelim. Andy Roddick elendiğinden beri keyifsizim. Öyle bakıyorum ekrana boş boş. Allahtan Robin Soderling var. Bugün Nikolay Davydenko'yla oynayacak. Muhtemelen kazanır.. Bahtsız adammış yalnız.. Kazanırsa Roger Federer'le eşleşecek.. Yani son 2 grand-slam'de onu eleyen adamla.. Rafael Nadal kendini zorlamaz ve John Isner de büyük bir sürpriz yapmazsa Roger'in önü açık..