31 Temmuz 2009 Cuma

Elano'lu Galatasaray


Kesinlikle Türkiye'ye Anelka'dan sonra yapılan en yerinde transfer.. 'Yerinde' derken baz olarak oyuncunun yaşını, formunu ve Türkiye'de yapabileceklerini göz önünde bulunduruyorum. Lincoln zaten ligimizin yaramaz çocuğu oldu. Roberto Carlos İstanbul'da emekliliğinin tadını çıkartıyor.. Verimli olabilecek ve sonradan tekrar transfer yaparak kulübüne para kazandırabilecek bir oyuncu aldı G.Saray.. Rijkaard ister istemez 4-3-3'ten vazgeçip 4-2-1-3'e dönecek.. Daha önceden Nöbetçi Reloaded! başlıklı postumda F.Bahçe'nin yeni sezondaki muhtemel düzeninden bahsetmiştim. Gelelim G.Saray'a.. Kalede Leo Franco'nun, Orkun'a veya Aykut'a forma vermesi gibi bir durum yok zaten.. Dörtlü defans milli takımın defansıyla aynı.. Solda Hakan Balta kimseye formasını vermez. Volkan geldiğinden beri formsuz, Alpaslan ise formayı kapmakta yetersiz.. Ortası pimi çekilmiş bomba gibi. Her an patlayabilir. Şimdilik Gökhan Zan, Servet ekürisi orada gözüküyor. Bomba patlayınca takımın Emreleri can simidi olacaktır. Özellikle formda bir Emre Güngör orayı kurtarabilir. Aşık ise iyi bir yedek. Defansın sağı Sabri'ye emanet.. O da Allah'a emanet.. 3 maç üst üste hatasız oynayamıyor.. İyileşirse Uğur Uçar alternatif. Defansın önündeki ikiliden biri kesinlikle Mehmet Topal olur. Ayhan-M.Sarp-Linderoth üçlüsüde kalan kısım için birbirini yer.. Elano sistemi bozan adam olarak onların önünde tek başına oynar. Çift yönlü adam ne de olsa.. Rijkaard yeni Xavi'sini buldu belki de.. Öndeki üçlü ise kritik. Baros ortayı kesin alacak. Nonda ise Baros'un sakatlanmasını bekleyecek.. Takımın yeni kaptanı Arda bazen sağda bazen solda oynayacak.. Onun durumuna göre de Kewell veya Keita kulübeye oturacak.. Bu arada Elano'yla ilgili G.Saray taraftarına iyi bir haber vereyim: Artık frikikleri Sabri atmayacak..

Tottenham'ın vay haline


Her sezon bitiminde "Yeter kardeş, daha da izlemem ben bu takımı" diyorum kendi kendime.. Sonra dayanamayıp yine hazırlık maçından tut, FA Cup maçına, Premier Lig maçından tut, Uefa maçına kadar bütün maçlarını izliyorum Tottenham'ın.. Her sezon da, hiç de küçümsenmeyecek derecede iyi transferler yapıyorlar.. Wembley Cup'ta izlediğim kadarıyla Tottenham yine Premier Lig'i 9 veya 10. sırada tamamlayacak.. Artık yapmayı bildikleri defansı da unutmuşlar.. Hücum organizasyonları zaten David Ginola (1998) ve Stephen Carr (2000) gittiğinden beri sıkıcı.. Wembley Cup'ta Celtic'e 2-0 yenildikleri maçta Tottenham hücum yaparken az kalsın uyuya kalacaktım.. Fotoğraf zaten maçı ve Tottenham'ın durumunu özetliyor.. Son birkaç sezondur White Hart Lane'deki maçlar Lilywhites taraftar grubunu bile çileden çıkarmak üzere.. Yönetime ve futbolculara karşı internetteki tarafar sitelerinde ağır hakaretler doruk noktasında.. Kendisine laf edilmeyen tek adam ise tabi ki 'The Captain' Robbie Keane..

30 Temmuz 2009 Perşembe

Marsilya transfer borsası


Fransa Ligi'nde bu transfer sezonuna Marsilya damga vurdu.. Önce gidenlerden başlayalım.. Kuşkusuz kadrodaki en çok ses getiren ayrılık Djibril Cisse'ninki oldu.. Panathinaikos'la anlaştı hırçın adam.. Marsilya-Atina'ya tek gidişlik bileti aldı ve kadrodan ayrılan ilk isim oldu.. Hem sol açık hem sağ açık oynayabilen ve topa hangi ayağıyla vurduğu belli olmayan Ziani, Almanya şampiyonu Wolfsburg'un yolunu tuttu.. Adam iki ayağını da müthiş kullanıyor.. Marsilya'nın en iyi müşterisi Premier Lig ekibi Sunderland oldu. Marsilya'nın kaptanı Cana'ya 6.5 milyon Euro, defans oyuncusu Givet'ye de 3.5 milyon Euro ödedi İngiliz ekibi.. Hem defansta hem orta sahada oynayabilen Zubar ise Premier Lig'in yeni ekibi Wolverhampton'a gitti.. İyi transfer yaptı 'Kurtlar'.. Sözleşmesi biten ya da gönderilecekler listesinde olan isimler ise bir zamanlar fırtınalar estirirdi: Wiltord, Zenden, M'Bami ve N'Diaye... Gelelim bu sene Fransa'nın güneyine top oynamaya gelenlere.. 18 milyon Euro'luk bonservis bedeliyle Porto'dan alınan Lucho Gonzalez en çok dikkat çeken isim.. Adam gelirgelmez sakatlandı.. 6 ay yokmuş.. Rennes'den golcü M'Bia alındı.. Oldukça yerinde bir transfer.. M'Bia için 12 milyon Euro ödedi Marsilya başkanı Jean Claude Dassier.. Defansa G.Saray'dan Servet alınacaktı.. Yeni yönetim veto edince Bordeaux'dan Diawara alındı.. İyi tercih. Lorient'den alınan oyun kurucu Fabrice Abriel ve Rapid Bükreş'ten alınan Andrade bana göre takıma en çok katkıyı sağlayacak 2 oyuncu.. İkisine toplam 3 milyon Euro verildi.. Bu arada takımın 'star' ihtiyacı da giderildi.. Valencia'dan Morientes 2. Fransa macerası için yine güney Fransa'yı tercih etti.. Adam zaten Monaco zamanlarından alışkın oraların havasına suyuna.. Para verilmeden alınan birkaç isim de dikkat çekici.. Beşiktaş'tan Eduard Cisse ve Nice'ten Rool alındı.. Transferden toplam 27 milyon Euro kazanan Marsilya, 39 milyon Euro'da etrafa saçmış.. Porto burda pastanın büyük kısmını yiyen oldu.. Ancak oluşan kadroyla, Didier Deschamps yönetimindeki 'Marseille' 2010 için en büyük şampiyonluk adayım.. Resimde de Morientes ve Abriel yer alıyor. Abriel'i Morientes'in bonusu sanmayın.. İspanyol golcüden daha fazla etki yaratabilir.. Allez L'OM!!!

28 Temmuz 2009 Salı

Mor forma muhabbetleri


1986 senesinden beri FIFA'nın aldığı karar doğrultusunda bütün takımlar en az 2 tane formayla 1 sezon içerisinde mücadele etmek zorundalar. Bunlardan birisi kendi sahasında oynadığı maçlarda, diğeri ise deplasman maçlarında giyilmeli. Endüstriyelleşen futbolda bu rakam artık minimum 3 forma.. Hatta dev kulüpler 4'ten aşağı yapmıyorlar. Konyaspor 2007-2008 sezonunda biraz şaşırıp bir sezonda 7 farklı forma giymişti. Gelelim G.Saray'ın mor formasına.. Göz aşinalığımız olmadığı için bu rengi G.Saray'la bağdaştıramıyoruz. Ancak bana sorarsanız zamanla alışacağız.. Barcelona'nın fosforlusu forması ya da Juventus'un pembe forması neyse bu da o. Forma konusunda biraz gelenekçi olduğum için biraz yadırgadım en başta ama farklılık da her zaman iyidir. F.Bahçe illa çubuklu, G.Saray illa parçalı, Beşiktaş illa beyaz forma giyecek diye bir kaide yok pek tabii. Benim gibi gelenekçi düşünenler de gider parçalı formayı alır, bu kadar basit. Bu arada Beşiktaş'ın 'kartal pençesi' ve 'finiş bayrağı' temalı formalarını ne kadar gelenekçi olsam da çok beğendim..

Wembley Cup 2009


Her sezon öncesinde takımlar hazırlık maçları yaparken, biz futbolseverler de ekran başında yeni sezon öncesi kendi hazırlıklarımızı yapıyoruz. Sağ olsun dünya futbolunun önde gelenleri de bizleri kırmayıp 'rakı-balık tadında' turnuvalar düzenliyorlar. Özellikle ABD'de düzenlenen World Football Challenge 2009 ve İngiltere'de düzenlenen Wembley Cup 2009 bir hayli zevkli geçti. Liverpool ve Manchester United'ın uzak doğuda 'hazırlık maçları' ismi altında para basmasını seyretmektense bu turnuvaları izlemek daha fazla keyif verdi. Özellikle Wembley Cup oldukça 'futbol dolu' geçti. Sloganı bile güzel zaten '4 takım, 2 gün, 1 stat'. İskoçya'dan Celtic kazandı turnuvayı. 'Yeni Barcelonayı' izlemek isteyenler biraz hâyal kırıklığına uğradı. 'Yeni Barcelona B'yi izlemiş oldular. Mısır şampiyonu Al-Ahly renk kattı. Çok güzel goller yediler(!). İngiliz ekibi Tottenham ise benim kişisel olarak turnuvayı izleme sebebimdi. Robbie Keane etrafında şekillenen yeni takımı izlemek için 2 aydır bekliyordum.. Yeni Tottenham da beni biraz hâyal kırıklığına uğrattı.. Bu kadar transfere insan artık birşeyler bekliyor be abi! Resimde de Barça'nın alt yapısından, sağ bek Martin Montoya, şimdilerde Al-Ahly'nin kaptanlığını yapan, eski dost Ahmed Hassan'ı durdurmaya çalışıyor..

Zoran Tosic


"Manchester United bu sene transferde suskun kaldı" eleştirisi yapıyor herkes. Ancak dikkatli bakıldığında teknik direktör Alex Ferguson'un kafasından nasıl sinsi düşünceler geçtiğini görebiliriz. United'ın Uzak Doğu'da düzenlediği sezon öncesi kampındaki maçları, sabahları üşenmeden kalkıp takip ediyorum. Rakipler vasat olsa da, MANU pek de güç kaybetmişe benzemiyor. Önce gidenlere bakalım.. Cristiano Ronaldo'dan kazanılan paraya bakınca kimse bu ayrılışı eleştiremiyor. Alex Ferguson kasayı kısa yoldan doldurmanın yolunu buldu ve en iyi müşterisi Real Madrid'e Portekizli'yi pazarladı. Carlos Tevez zaten sezon ortasında ayrılmak istediğini belirtmişti. Sir'le anlaşamayan adamın bu takımda yeri yok. Bu 2 isim dışında birkaç genç takımdan ayrıldı.. Aralarında en dikkat çeken isim Fraizer Campbell. Sunderland'e gitti. Belki ilerde Manchester bu adamı satmanın pişmanlığını yaşayabilir. (Bkz: Andrew Cole. Manchester onu yolladıktan sonra toplam 18 gol attı, 11'i eski takımına) Gelenlere bakalım.. İzlediğim kadarıyla Antonio Valencia en az Ronaldo kadar hızlı ve teknik.. Ferguson ondan bu kadar emin olmasaydı 17 milyon poundu emin olun vermezdi. Tevez ve Ronaldo'nun ayrılışının ardından biraz olsun medyayı susturmak gerekiyordu. Michael Owen iyi bir emzik görevi gördü. Gabriel Obertan kapalı kutu. Bordeaux'da kadroya zor giriyordu. Alex Ferguson, Laurent Blanc'ın gözünden kaçan bir parıltıyı görmüş olmalı.. McGinty ve Diouf diye 2 genç geldi. Muhtemelen Manchester United Reserves için ter dökecekler.. Gelelim Singapur semalarında yapılan hazırlık maçlarına.. Geçen sezon Ocak ayında takımda katılan Zoran Tosic müthiş bir yetenek. Sırp oyuncu 1987 doğumlu. Sol açık oynuyor. Yaşı ilerleyen Ryan Giggs, formsuz Nani ve nöbetçi asistçi Park Ji Sung artık formalarını ateşe atmış durumdalar. Hızı ve oyunu iki yönlü oynaması artıları. Manchester'da bu senenin en iyi transferi diyebilirim Sırp arkadaş için. Arsene Wenger Londra'daki malikanesinde, Ferguson'un bu yaptıklarını kıskanıyor olmalı.. Çünkü bütün bu yapılanlar aslında Fransız'ın transfer ideolojisiyle paralel..

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Inter'den 'ibrakadabra'


Inter yıllardır transferde kazıklanan takım olmanın acısını bu sene fena çıkardı. Eto'o + 45 milyon Euro + 1 sene kiralık olarak Alexander Hleb'i aldılar. Karşılığında sorun çıkartabiliritesi oldukça yüksek olan Ibrahimovic'i Barça'ya verdiler. Inter tarihinin en iyi transfer anlaşmasını yaptı. Tabii Jose Mourinho faktörü var ortada.. Ibrahimovic gelecek sene 5 gol de atabilir 45 gol de.. Ne yapacağı belirsiz.. Eto'o'nun ağır İtalya liginde 25 golü garanti.. Yeni bir Şampiyonlar Ligi şampiyonu adayıyla karşı karşıyayız.. Milano'ya selam olsun..

26 Temmuz 2009 Pazar

Newcastle forma savaşları


23 Ağustos'ta Newcastle United yeni sezonda giyeceği formaları tanıttı. Son 2 günde satılan fomra sayısı 3. Yanlış okumuyorsunuz '3'. Newcastle United yönetimi bugün itibariyle formalarda %20 indirim yapma kararı aldı. Formalara bakınca taraftarlar da haklı tabi.. BBC bir taraftarla röportaj yapmış, neden bu yeni formayı satın almıyorsunuz diye soruyorlar, cevap çok güzel.. "Ben bir taraftar olarak kulübe destek olmak için formayı alırım, hatta giyerim. Ama üzerine bir de ceket giyer çıkarım"

Geçmiş olsun İstanbullu


İstanbul'da 3 kez mutlu sona ulaşan Felipe Massa, bugün Macaristan'da koşulan sıralama turlarında feci bir kaza yaptı. Saatte 250 km. hızla giderken Rubens Barrichello'nun ön kanadından kopan 800 gramlık bir parça, o hızla Massa'nın kafasına çarptı. Haliyle kaskı delindi. Sonrada arabasıyla lastik duvarlara girdi. Hayati tehlikesi varmış.. Üzüldüm. İstanbul Park'ta onu izlemek hep zevkli olmuştu. Umarım bir an önce düzelir..